13 Eylül 2015 Pazar

DOĞRU ERKEK NASIL BULUNUR? 25. Bölüm

Yeni hafta güzel başladı. Çok iyi bir iş teklifi gelince hemen fiyat teklifi hazırladılar. Toplantıya Çağla ile Fatih gidecekti. Yapılacak program onların konusuydu. Hazırlıklarını yaptıktan sonra Süleyman Bey ve Tayfun Bey ile kısa bir görüşme yaptılar. İkisinin de başka toplantıları vardı.
Tayfun beyin ikisini de yapacakları konuşmada yönlendirmesi ve bazı şeyleri Çağla’nın açıklamasını istemesi çok hoşuna gitti. Şirketten çıkmadan önce bir madde daha ekledi listesine. Bu adam kesin doğru erkekti. Ama nedense o bunu bir türlü fark edemiyordu.
42.       İşimi teşvik etmeli, desteğini vermeli. Beni doğru yönlendirmeli ve iş konusunda güvenmeli.


Görüşme kendilerine verilen taktiklerle çok başarılı geçmişti. Fiyatta da anlaşılınca iş sadece imzaya kalmıştı. O kısmı bir sonraki hafta tamamlayacaklardı. İkili büroya döndüğünde yüzlerinde kocaman gülümsemeler vardı.
“Tebrikler. Müthiş bir sunum olmuş. Haberiniz sizden önce geldi.”
“Teşekkürler Süleyman Bey. Biz de keyif aldık görüşmeden. Sizlerin taktikleri çok yerindeydi.”
“Uygulamak da marifet ister. Elinize sağlık. Haftaya imza atacağız.”
Çağla, tüm bu konuşma boyunca yanlarında olan Tayfun beyden tek bir iyi söz duymamanın hayal kırıklığını yaşıyordu. İkisi odadan çıkana kadar da bu tavrını sergilemişti.
Toplantıya giderken onlara destek olan adam dönüşte bir teşekkürü çok mu gördü?
Bu nasıl biri?
Soğuk biri.
Her ne kadar iyi taraflarını görmeye çabalasa da en sonunda bu noktaya gelmişti. Bu adamla yapamazdı. Aşkından ölse de bu kadar soğuk biri ile bir arada olamazdı.
Yerine döner dönmez doğru erkek listesini açtı.
43.        Soğuk erkek olmayacak. Tayfun bey gibi biri asla olmayacak

Tayfun odasında bir aşağı bir yukarı yürüyordu. Eğer gerçekten iyi bir anlaşma olmasa çoktan vazgeçmişti. Çünkü şirket ortaklarından biri telefon açıp anlaşma ile ilgili bilgileri aktarmış ve Çağla’nın konuya hakimiyetini yere göğe sığdıramamıştı. Tayfun adamın sesinden beğenisini anlamış içinde uyanan kıskançlığı bastırmakta güçlük çekmişti. Çağla’nın tepkisinin ne olduğunu bilememek sinirini iyice germişti. Acaba adam sarışın mıydı? Lanet olsun Çağla, bıktım etrafındaki erkeklerden. Katil edeceksin beni en sonunda.
Çıkış saatine az kalmıştı. Çağla daha fazla canını sıkmak istemiyordu. En iyisi güzel şeyler düşünmekti. İki gün sonra şirkette iki yılı bitecekti. Bu CV için iyi bir bilgiydi. Böyle bir yazılım şirketinde iki sene ciddi tecrübe demekti. En iyisi yeni iş aramak! Evet, artık başka denizlerde yüzmeliydi. Bu şirket kendisine çok şey kazandırmıştı. Şu yazı bitirdikten sonra şirket değiştirecek ve yeni bir hayata adım atacaktı.
Çağla, bebek konusunu da kapatacaktı. Artık kimse ile görüşmek istemiyordu. Çocuk da istemiyordu. Sevdiği erkekten olmayınca neden çocuk istesin insan?
Çalan telefon ile düşünceleri bölündü.
“Alo, merhaba teyze iyiyim, sen?”
Arayan Hande hanımdı ve yeğenine birisi ile buluşmasını salık veriyordu.
“Kızım bak, adamın yaşı da uygun sayılır. Kendisi evlendirme memuru olarak çalışıyormuş. Haklı adam evlenememekte. Tüm karşısına çıkan kadınlar başkaları ile evlenmek üzere gelmiş oluyor. Ne yapsın ki. Tabii birilerinin aracılığı ile evlenecek kız arıyor. Sen şimdi bu hafta içinde hangi gün uygunsun? Hafta sonu nikahlar çok yoğun oluyormuş görüşemezmiş. Bak bir gör çok da yakışıklıymış. Kaliteli adam diyorlar. Ses tonu da çok iyiymiş. Nikah kıyarken mikrofondan çıkan sesi bile herkesi mest ediyormuş.”
“Teyze Allah aşkına bir sus. Bu nasıl bir konuşmadır? Nefes almadın.”
“Aman kızım ben nefes alırım. Sen şimdi söyle hangi akşam uygunsun? İş yeri karşıda o yüzden senin mesai yapmayacağın bir akşam olsun. Adı Murat, tamam di mi?”
 ‘Tamam değil, hiç tamam olmayacak ama sen bana böyle baskı yapınca ve bunu kabul etmezsem küseceğini bilince tamam tabii…’
“Tamam teyze. Çarşamba akşamı olur.”
Telefonu kapattığında kendisini çok yorgun hissediyordu. Haftanın ilk günü güzel başlamış, yorucu ve hayal kırıklığı yaratarak bitmişti.
Salı günü daha da kötü başladı. Yeni bir iş gelmiş, program olarak nasıl bir şey yapacakları hakkında tartışmalı bir toplantı yaşanmıştı. Çağla fikrini inatla savunurken Tayfun ile ters düştüğünü fark etti. Tayfun da ısrarla kendi istediğinin yapılması konusunda diretiyordu. En sonunda Süleyman Bey ikisinin fikirlerinin orta yolunu bulmuştu. Çağla, aslında inatlaşmasının ardında yatanın kızgınlığı olduğunu biliyordu. Ama sesini kesememişti. Hırslanıp sesini yükseltmişti. Tayfun’un da gözlerinde aynı kızgınlık vardı. Kendisi ile inatlaşmasına daha çok kızmıştı. İki yıldır ilk kez böyle bir durum yaşanıyordu. Akşam işten çıkarken aklındakiler ertesi günün ikinci yılının son günü olduğu idi.
 Bugün yaşananlardan sonra bu şirketteki son günü olma ihtimali çok büyüktü.

*****

Tayfun, o akşam eve sığamayınca arkadaşlarını aradı. Buluştuklarında onlara anlatıp rahatlamayı düşünüyordu ama bir araya geldiklerinde ağzını bıçak açmadı.
Enis onun bu kadar sıkılmasına üzülmüştü. Aklındaki bir planı aktardı arkadaşına. En azından ikisinin de bildiği bir ortamda bildikleri bir konu etrafında çalışacaklardı.
“Neden olmasın. Denemeye değer.”
Bu konuşmadan sonra içinde uyanan umuda tutundu. Biraz daha rahatlamıştı. Arkadaşları ile uzun bir gece geçirdi.


***** 

Çarşamba sabahı ayakları geri gidiyordu. Neler yaşanacağı konusunda az çok fikri vardı. Tayfun kapıdan girerken herkese kısa bir bakış atıp günaydın dedi. Odasına girip kapısını kapattı. Beş dakika sonra Çağla’nın ekranında odasına gelmesini isteyen bir mesaj vardı. Çağla, iş arkadaşlarına bakıp içinden ‘Tayfun bey çağırıyor. Gidiyorum arkadaşlar, hakkınızı helal edin. Bu adam bu sinirle beni kesin işten atar. İkinci yılımı tamamladığım gün işten atılan kişi olarak şirket tarihine geçeceğim.’
“Çağla hanım, kapıyı kapatın lütfen”
‘Çağla hanım? Bunca zaman Çağla idim. Şimdi Çağla hanım oldum. İşte kesin kovacak ve kimse duymasın diye kapıyı kapattırıyor.’
“Tabii.” Çağla, titrek bir sesle yanıtlayabilmişti. Sonra masanın önündeki koltuğa ilişti. Aslında rahat oturmak, bacak bacak üstüne atmak ve sen de şirket de umurumda değil, demek istiyordu ama yalandı bunlar.
“Bugün iki yılınızı tamamlamışsınız.”
“Evet, umarım nice iki yıllar yaşarım bu şirkette.” ‘Acaba böyle konuşursam atmaktan vazgeçer mi?’
“Bu gün sizi biraz fazla çalıştırsak kızmazsınız o halde?”
‘Önce işi yaptırıp sonra mı atacak?’
“Yok neden kızayım?”
‘Kovmayacak! Yok yok kesin ceza olarak çalıştırıp sonra kovacak!’
“Bu aralar sık sık program yapıyorsunuz da engel olmayayım diye sordum. Belki akşam için programınız vardır”
‘Eyvahhh, engel oluyor ama bu da denmez ki! Kimle küsmek daha iyi? Teyzemle mi, patronumla mı? Patronum mu? Sevdiğim mi?’
“Bugün hiçbir işim yok. Rahatlıkla çalışabilirim.”
‘Teyzemle barışmanın yolu daha çok. Ayrıca yalan da sayılmaz. O adamla buluşmayı istemiyordum ki!’
“İyi, yeni bir işimiz var ve üstündeki düzeltmelerin akşama kadar yetişmesi gerekiyor. Şirkete söz verdim. Yarın teslim edeceğiz.”
‘Yuhhh… Hem başkasının yazdığı programı düzelt hem de akşama kadar düzelt! Mümkün değil. Ama bunu söylemek de mümkün değil.’
“Elimden geleni yaparım.”
“Anlamadım? Yetiştiremem mi demek istediniz?”
“Öyle demedim ama sanırım yetişmesi zor.”
‘Yalana gerek yok yetişmez işte.’
“O zaman birisi daha yardım etsin.”
“Herkesin işi var elinde. Malum tatil planları var.”
“Tamam o zaman sabah ona kadar süre nasıl?”
‘Aman süper! Bu adam deli! Zır deli… sabaha kadar şirkette kalsam belki yetişir.’
“Tamam, teşekkür ederim. Sabaha biter.”
“Biliyordum yapabileceğini.”
 ‘Biliyormuş… Çatlak… AAA ama yine sen demeye başladı. Demek ki nasıl bir tepki vereceğimi merak ettiği için patronluk taslıyormuş.’  Çağla elinde programın olduğu bellek ile odadan çıkarken, kapıyı kapatmak için arkasını döndüğünde Tayfun’un kendisine baktığını hissetti. Gülümsüyor muydu? Ya ya gülümsüyordu. Zaten kırmızı kar bu yılbaşı yağacakmış! Çağla yeniden baktığında yüzünde gülümsemeden eser olmadığını gördü.
Çağla, o sinirle koltuğuna biraz sert oturdu. Keskin sirkenin küpüne olan zararı Çağla’nın da poposuna aynı etkiyi yaptı. Sert oturuşun etkisindeki poposunu ovamıyordu da. Acı ile kendine gelen Çağla hemen işe koyuldu. En azından hala atılmamıştı.
İlk işi akşam randevusunu iptal etmek oldu. Zaten adam karşıya gelmem zor, en azından Kadıköy iskelesinde buluşalım, dediği için gıcıktı. Teyzesinin efendi adam dediği gerzek kıçını kaldırıp bir kızı almaya bile gelmiyordu. ‘Aç listeyi kızım…’
44. Kıçını kaldıramayan erkekten hayır gelmez… Kaliteli olsa bile…ki bu ne demektir anlayamadım
45. İşkoliklerle de olmazAdamın tek ilgisi işlerin yürümesi…
İkinci madde az önce içeride yapılan konuşmalardan sonra yine Tayfun için yazılmıştı. Çağla, maddeleri kaydettikten sonra dosyayı kapatmaya üşendi. Bu sinirle nasılsa bir sürü madde ekleyecekti.
Çılgın bir tempoda çalışmaya başladı. Öğlen yemeğini yer yemez yerine oturmuştu. Saat beş olduğunda tuvalete gitmek için masasından kalktı. Tuvalette, işi getirene de kendisine verene de epey saydıktan sonra rahatladı. Çünkü her tarafı tutulmuştu.  Neyse ki sayıp söverken sesini yükseltmemişti. Zaten bayanlar tuvaletini tek başına kullanıyordu. Kendisinden başka kimse olmazdı ama yerin de kulağı var derlerdi.
Yerine döndüğünde masasında bir sürpriz onu bekliyordu. Tayfun Bey gelmiş ve ekranında bir şeylere bakıyordu. Nasılsa dosyadaki ilerlemeyi anlamak için gelmiştir, sorun değil. Bu görüntü şirketin olağanıydı. Çağla, masasına yaklaştığında Tayfun’un telefonla konuşmadığını, ekranında bir şeyler okuduğunu gördü. Kalkıp yerini bırakması gerekirdi ama yapmamıştı. Çünkü Çağla’nın yanında olduğunu fark bile etmemişti. O ana kadar rahat olan Çağla, bu kadar dikkatle ne okuduğunu anlamak için ekranına baktığında kaynar kazanların başından aşağı geçtiğini hissetti.

‘Ben BİTTİMMMMMM’

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder